Sosyo-Ekonomik Durum (SED) Araştırması

Boşanma Davasında Sosyo-Ekonomik Durum (SED) Araştırması Ne Demektir?

Boşanma davasında kişilerin sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılması için kollukça (emniyet ya da jandarma) tarafından yapılan araştırma işlemidir.

Burada kişinin sosyal durumu, nerede yaşadığı, kimlerle yaşadığı, herhangi bir fiziksel engelinin olup olmadığı, yaşamını nasıl idame ettirebildiği, kimlerden ekonomik destek aldığı, adına kayıtlı taşınmaz ya da taşınır olup olmadığı, eğitim durumu vs. gibi konular araştırılacaktır.

Boşanma davasında SED raporu: velayet, nafaka ve tazminata ilişkin olarak karar verilirken dikkate alınması gereken unsurlardan biridir. Bunun yanında mal paylaşımına ilişkin olarak gerçekleştirilen mal rejiminin tasfiyesi ile katkı payı, katılma payı, değer artış payı alacaklarının belirlenmesinde de önemli amaçlara hizmet edebilmektedir.

Sosyo-ekonomik durum incelemeleri tek başına belirleyici olmayıp; mahkemece tarafların ekonomik durumları tapu, trafik tescil, maaş ya da ücret alınıyor ise ilgili kurum ve kuruluşlar ile yazışmalar sonucunda tespit edilerek netleşecektir.
Sosyo-ekonomik durum araştırması Yargıtay’ca da önemsenen bir husustur. Bu araştırmanın usulüyle veya gerçekçi bir şekilde yapılmaması neticesinde ciddi mağduriyetler yaşanabilir olması bunun esas nedenidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’ nin 2015/16016 E., 2016/7579 K. nolu kararında “…davacının usulünce ekonomik ve sosyal durumu araştırılarak; çalışıp çalışmadığının, çalışıyorsa düzenli ve yeterli gelirinin bulunup bulunmadığının ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşüp düşmeyeceğinin belirlenmesi, gerçekleşecek sonucuna göre yoksulluk nafakası hakkında karar verilmesi gerekirken; bu konuda eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.” diyerek konunun önemini gözler önüne sermiştir.

SED Raporu Tekrar Alınabilir mi ?
Hakimin boşanma davası sırasında istediği SED raporu etkililiğini her zaman sürdürmez, ilerleyen süreçlerde nafaka alacaklısının sosyo ekonomik durumunda bir iyileşme olduğu yahut yargılama esnasında tarafların maddi durumlarında bir değişiklik olduğu takdirde taraflarca bu hususun tekrar değerlendirilip yeni bir araştırma yapılması talep edebilir.

bosanma-davasi-nasil-acilir

SED Raporuna İtiraz Edilebilir Mi?
SED raporunun niteliği ve etkisi gereği davanın seyrini ve sonucunu önemli derecede etkilediği şüphe götürmez bir gerçektir. Durum böyle olunca SED raporunun gerektiği gibi düzenlenmediği veya taraflardan birinin mağduriyet yaşayabileceği durumlarda ciddi sorunlara gebe olabilmektedir. Bu denli önemli bir hususta taraf SED raporunun gerçeği yansıtmadığını veya gerektiği gibi düzenlenmediğini iddia ederek tekrar bir araştırma yapılmasını mahkemeden talep edebilir. SED raporu için yapılan araştırmada davanın tarafları gerçeği beyan etmekle yükümlüdür. Aksi takdirde Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yer alan dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğüne aykırılık oluşabileceği gibi aksi ispatlanabildiği takdirde cezai bir sürecin mevzu bahis olması da söz konusu olabilir.

Anlaşmalı Boşanmada SED Araştırması Yapılır Mı?
Anlaşmalı boşanmada eşler nafaka, velayet, tazminat gibi hususlarda ortak bir iradeye varıp bir protokol oluştururlar. Bu protokolde yoksulluk nafakası ve eğer çocuk varsa iştirak nafakası bedelleri ayrı ayrı belirtilmelidir, aksi takdirde hakimin müdahalesiyle karşılaşılabilir. Hakim tarafların ortak iradesini esas alır ve sadece söz konusu davada kamunun çıkarının yahut müşterek çocuğun çıkarlarının zedelenmesine yönelik bir hususun olup olmadığını inceler. Bu kapsamda bir veri olmadığı takdirde SED raporuna ihtiyaç duyulmaz.

bosanma-davasi-ne-zaman-biter-tek-celse

SED Raporuna İlişkin Yargıtay Kararları  

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/6589 E., 2021/6310 K. sayılı kararı

Bozma sonrası yapılan yargılamada, mahalli mahkemece bozma kararına uyulmasına karar verilerek tarafların sosyal ve ekonomik durumları araştırılmış ve kadının yoksulluk nafakası talebi reddedilmiştir. Bozma sonrası yapılan sosyal ekonomik durum araştırmasında kadının asgari ücret aldığı, 500 TL kira ödediği ve ortak çocuklarla yaşadığı tespit edilmiştir. Erkeğin 2015 yılında yapılan sosyal ekonomik durum araştırmasına göre, 5000 TL kazandığı, kendi mülkünde oturduğu, evi ve dükkânının olduğu ve dosya kapsamında yer alan nafaka artırımı dava dosyası içindeki sosyal ve ekonomik durum araştırmasına göre de babası ile birlikte çalıştığı, babasının dükkânına ait malları her gün kamyonet ile pazarlara götürüp sattığı tespitleri yer almıştır. Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka talep edenin boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceğinin belirlenmesi gerekir (TMK m. 175/1). Dosyanın tetkikinden, boşanmaya sebep olan olaylarda kusuru bulunmadığı anlaşılan kadının boşanma nedeniyle yoksulluğa düşeceğinin anlaşılması karşısında; yoksulluk nafakası talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi ile talebin reddine karar verilmesi doğru bulunmamış ve kararın bozulmasını gerektirmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/24210 E., 2018/10427 K. sayılı kararı

Davacı kadının yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırmasında, ev hanımı olup çalışmadığı tutanağa bağlanmış ise de, davalı erkek yönünden yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında emniyet tarafından tespit yapılamadığı bildirildikten sonra tekrar araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı erkeğin sosyal ve ekonomik durumu araştırılarak, gerçekleşecek sonucu uyarınca yoksulluk nafakası miktarı hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sosyal ve ekonomik durum araştırmasının eksik gerçekleştirilmesinin hukuka aykırı olduğuna ve bozma nedeni olduğuna ilişkin karar,
Hükmedilecek olan tazminat ve nafaka miktarlarının belirlenmesinde sosyal ve ekonomik durum araştırmasının önemine ilişkin karar,

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2019/1506 E., 2019/7045 K. sayılı kararı

Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, paranın alım gücüne, kişilik haklarına, özellikle aile bütünlüğüne yapılan saldırının ağırlığına, manevi tazminat isteyenin boşanmaya yol açan olaylarda ağır ya da eşit kusurlu olmadığı anlaşılmasına nazaran davacı kadın yararına hükmolunan manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu’nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile, Türk Borçlar Kanununun 50 ve 51. maddeleri nazara alınarak daha uygun miktarda manevi tazminat (TMK m. 174/2) takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

Mahkemece verilen ilk hüküm Dairemizin 13.02.2018 tarihli bozma ilamı ile “Davacı kadının usulünce ekonomik ve sosyal durumu araştırılarak, çalışıp çalışmadığı, çalışıyor ise kazancının kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı, sürekli ve düzenli gelir getiren mal varlığı değerinin bulunup bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşüp düşmeyeceğinin belirlenmesi, gerçekleşecek sonucuna göre yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesi” gerekçesiyle bozulmuş, bozma sonrası mahkemece yaptırılan 09.07.2018 tarihli ekonomik sosyal durum araştırma raporunda ev hanımı olduğu belirtilmiş yine dosya içerisine alınan Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre de kadının belirli aralıklarla çalışmalarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece yeniden usulünce tarafların ekonomik ve sosyal durum araştırması yapılarak, kadının sürekli ve düzenli bir işte çalışıp çalışmadığı, çalıştığının tespit edilmesi halinde, çalışması karşılığında elde ettiği gelirin düzenli ve sürekli olup olmadığı, kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde bulunup bulunmadığı araştırılarak, gerçekleşecek sonuca göre kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, bu konuda eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

Sosyal ve ekonomik durumun araştırılmasına ilişkin olarak çelişkili bir şekilde tanzim edilen raporların varlığı halinde gerçek durumun tespitinin sağlanması adına yeniden SED raporu alınması gerekeceğine ilişkin karar,

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/3072 E., 2020/4482 K. sayılı kararı

Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar veren mahalli mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verilmiş ve kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir. Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka talep edenin boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceğinin belirlenmesi gerekir (TMK m. 175/1). Bozma ilamından önce yapılan sosyal ekonomik durum araştırmasında kadının çalışmadığı ve geliri olmadığı belirtilirken, bozma ilamından sonra yapılan 11/10/2019 tarihli sosyal ekonomik durum araştırmasında kadının çalıştığı ve bir adet otomobilinin olduğu ifade edilmiş; 28/10/2019 tarihli sosyal ekonomik durum araştırmasında ise kadının çalışmadığı belirtilmiştir. Dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarında davacı kadının çalıştığı ifade edilmiştir. Bu durumda, mahkemece yeniden usulünce tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılarak, kadının sürekli ve düzenli bir işte çalışıp çalışmadığının, çalıştığının tespit edilmesi halinde çalışması karşılığında elde ettiği gelirin düzenli ve sürekli olup olmadığının, kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde bulunup bulunmadığının belirlenerek sonuca göre kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, bu konuda eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir